Elektronların Engel Tanımayan Kararlılığı

Elektronların Engel Tanımayan Kararlılığı

“Gerçekten sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratanı sonra arşa istiva eden Allah ‘ tır. Gündüzü, durmaksızın kendisi kovalayan geceyle örten, Güneş ‘ e, Ay ‘ a ve yıldızlara kendi buyruğuyla baş eğdirendir. Haberiniz olsun, yaratmak da. Emir de (yalnızca) O ‘ nundur. Alemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir.”(Araf Suresi, 54)

Bazı bilimsel dergilerde veya kitaplarda, evrenin dört bir yanındaki harikalıklar, mucizeler kimi zaman çok dar bir bakış açısıyla anlatılır. Hep, var olan şeylerin yapısı tarif edilir, ancak bunların nasıl olup da ortaya çıktıkları konusunda bir açıklama yapılmaz veya bu konu birtakım yüzeysel açıklamalarla geçiştirilir. Oysa bunlar önemli gerçekleri ortaya koymaktadırlar. Bu konuyu daha iyi açıklayabilmek için bir örnek üzerine düşünelim:

Bir grup bilim adamı, Himalaya dağlarının tepesinde bir araştırma gezisine çıkmış olsunlar. Gezi sırasında bu dağlarda daha önce hiç bilinmeyen bir mağara keşfetsinler. Ve bu mağaranın tam ortasında, havada asılı duran garip bir cisim bulunsun: Ortasında küçük metal kürelerin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir “çekirdeğin” yer aldığı ve bu çekirdeğin etrafında belli bir yörünge içinde saatte 1000 km. hızla dönen küçük metal topların bulunduğu garip bir cisim…

Kuşkusuz eğer böyle bir şey bulunmuş olsaydı, bu tüm dünya tarihinin en büyük keşfi olurdu. Bütün dünya bu garip cismin nasıl oluştuğunu, nasıl olup da birtakım maddelerin bu şekilde bir araya geldiğini, yörüngede dönen küçük metal topların nasıl olup da böyle bir düzen içine girdiklerini büyük bir merakla tartışırdı. Senelerce hiç durmadan devam etmiş olan bu hareketin yakıtının ne olduğu, zamanla nasıl olup da durmadığı en ciddi bilimsel makalelere konu olurdu. Herkes bu cismi kimin var ettiğini ve bu mağaraya niçin yerleştirdiğini merak ederdi.

Ve hiç kimse çıkıp da “bu mağaradaki maddeler zaman içinde kendi kendilerine böyle düzenli bir yapı oluşturmuşlar, tesadüf işte” demezdi. Çünkü böyle bir iddianın çok saçma olacağı, bulunan cismin bilinçli bir tasarımın ürünü olduğu açıkça belli olurdu… Burada anlatılan gerçek son derece açıktır. Dolayısıyla şu anda sizin örneğimizde geçen bilim adamı grubundan çok daha fazla şaşırmanız gerekir. Çünkü aslında sözünü ettiğimiz garip cismin aynısıyla hayatınızın her anında karşı karşıyasınız. Hem de trilyonlarcasıyla. Gördüğünüz her cisim, kendi bedeniniz, elleriniz, kollarınız, tuttuğunuz bu dergi de dahil olmak üzere, “atom” adı verilen o şaşırtıcı cisimlerden oluşmaktadır.

Ve her atom, bir denge ve tasarım harikasıdır. Atom ile ilgili olarak bazı bilimsel kaynaklarda ve bazı ders kitaplarında pek yer almayan ancak üzerinde mutlaka düşünülmesi gereken bazı noktaları şöyle sıralayabiliriz:

  • Atom, “atom altı parçacıklar” adı verilen üç farklı parçacığın uyum içinde bir araya getirilmesi ile oluşmuştur. Her atomun bir çekirdeği ve bu çekirdek etrafında müthiş bir hızla dönen “elektron”ları vardır. Çekirdekte ise proton ve nötron adı verilen parçacıklar bir arada durur. Bu muazzam yapı nasıl olmuş da ortaya çıkmıştır?
  • Evrenin Big Bang (Büyük Patlama) ile var olduğu ve atomların bu patlamanın ardından ortaya çıkan atom altı parçacıkların bir araya gelmeleri ile oluştuğu kabul edilir. Ancak Büyük Patlama’nın ardından korkunç bir hızla dağılan atomaltı parçacıklar, nasıl ve neden atom denen hassas yapı içinde düzenlenmişlerdir?
  • Artı yüklü olan ve dolayısıyla birbirlerini itmeleri gereken protonlar nasıl bir araya gelip sıkışmışlardır? Nötronlar nasıl protonların yanına eklenip “çekirdek” oluşturmuşlardır? Eksi yüklü olan elektronlar, nasıl olup da bu çekirdeğin etrafında yörüngeye girmişlerdir? Artı yüklü protonlar ile eksi yüklü elektronlar, birbirlerini çekmeleri ve dolayısıyla birbirlerine yapışmaları gerekirken, nasıl olmuştur da bu denli hassas bir denge içinde düzene girmişlerdir? Hem de evrenin her yanında, sayısını hesap etmemizin bile olanaksız olduğu miktarlarda?
  • Bilim adamları tüm evrende 1078 atom bulunduğunu hesaplamaktadırlar. Bu rakam, 1’in yanına 78 tane sıfır yazılarak oluşturulacak olan, insan aklının alamayacağı kadar büyük bir sayıya karşılık gelmektedir. Bu kadar çok sayıda atomun her birinde protonlar -birbirlerini itmelerine rağmen- çekirdekte toplanmışlar, nötronlarla bir araya gelmişler, elektronlar ise kendilerini yörüngede tutacak ideal hızı bularak çekirdek etrafında dönmeye başlamışlardır. Hem de saniyede bin tur atacak hızda… (Harun Yahya, Atom Mucizesi)

Peki neden? Böyle bir düzen neden ortaya çıkmıştır? Sorulması gereken sorulardan biri budur.

Dahası ortaya çıkan bu düzen şaşırtıcı derecede sağlamdır. Atom, çok özel müdahaleler veya çok yüksek ısılar dışında, hiçbir zaman için parçalanmaz. Dünya üzerindeki hiçbir darbe, çarpışma ya da patlama, ne atomu, ne çekirdeğini ne de elektronlarını yerinden oynatamaz. Bir atomu alıp bir milyar yıl boyunca her türlü darbeyle “kırmaya”, “bozmaya” çalışın, başaramazsınız. Atomun oluşturduğu canlı ölse de o dönmeye devam eder. İnsanla birlikte onu oluşturan atomlar ölmez, aynı hızla hiçbir değişikliğe uğramadan elektronlar dönmeye devam eder. Ağacı yaktığınızda onu oluşturan atomları yakmayı başaramazsınız. Onlar havada dönmeye devam ederler.

Atomun parçalanması belirttiğimiz gibi ancak çok özel reaksiyonlarla mümkün olur. Bu olduğunda ise, ortaya muazzam bir güç çıkar. Atom bombası, atom çekirdeğinde saklı olan bu güç ortaya çıkarılarak patlatılmaktadır. Ortaya çıktığı anda şehirleri yok eden, insanları yakıp eriten, on yıllar sürecek bir radyasyon etkisi bırakan bu muazzam güç, evrendeki her atomun çekirdeğine yerleştirilmiştir.

Buraya kadar verilen kısıtlı örneklerde açıkça görüldüğü gibi bunun “tesadüf eseri” olduğunu öne sürmek son derece akıldışı bir iddiadır.

Eğer Big Bang tesadüfi bir patlama olsaydı, böyle bir düzen ortaya çıkmaz, tüm atomaltı parçacıklar uzay boşluğunda gelişigüzel dağılır ve tüm kainat sadece radyasyondan ibaret olurdu.

Dolayısıyla atomdaki mevcut düzen ve denge, bizlere evrenin rastgele oluşmadığını, aksine her detayının büyük ve sonsuz bir ilim ve kudretle yaratılıp düzenlendiğini göstermektedir. Bu sonsuz ilim ve kudret, herşeyi yoktan yaratan Yüce Allah’a aittir.

Bu makale, Mercek Dergisi 21. sayı (Mart 2003) 22. sayfada yayınlanmıştır.

Atomdaki Elektron Mucizesi

Atomdaki Elektron Mucizesi

Gözle görülmeyen atomun içinde evrende gördüğümüz sistem kadar kusursuz, eşsiz ve kompleks bir sistem bulunmaktadır.

Hava, su, dağlar, hayvanlar, bitkiler, vücudunuz, oturduğunuz koltuk, kısacası en ağırından en hafifine kadar gördüğünüz, dokunduğunuz, hissettiğiniz herşey atomlardan meydana gelmiştir. Elinizde tuttuğunuz kitabın her bir sayfası milyarlarca atomdan oluşur. Atomlar öyle küçük parçacıklardır ki, en güçlü mikroskoplarla dahi bir tanesini görmek mümkün değildir. Bir atomun çapı ancak milimetrenin milyonda biri kadardır.

Bu derece küçük olmasına rağmen atomun içinde evrende gördüğümüz sistemle kıyaslanabilecek kadar kusursuz, eşsiz ve kompleks bir sistem bulunmaktadır.

Her atom, bir çekirdek ve çekirdeğin etrafındaki yörüngelerde dönüp-dolaşan elektronlardan oluşmuştur. Elektronlar tıpkı Dünya’nın bir yandan Güneş çevresinde dönerken, bir yandan da kendi çevresinde dönmesi gibi, atom çekirdeğinin çevresinde dönerler. Bu dönüş aynı gezegenlerdeki gibi yörünge denilen yollarda, çok büyük bir düzen içinde ve hiç durmaksızın gerçekleşir. Fakat Dünya’yla Güneş’in büyüklükleri arasındaki oran ile atomun çekirdeği ile elektronlar arasındaki oran çok farklıdır. Elektronların büyüklüğü ile atomun büyüklüğü arasındaki farkı anlamak için şöyle bir kıyas yapabiliriz; bir atomu Dünya kadar büyütsek, elektron sadece bir elma boyutuna gelecektir.

En güçlü mikroskopların bile göremeyeceği kadar küçük bir alanda dönüp-duran onlarca elektron, atomun içinde çok karışık bir trafik oluşturur. Burada dikkat çeken en önemli nokta, çekirdeği, elektrik yükünden oluşan bir zırh gibi kuşatan bu elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamalarıdır. Üstelik atomun içinde yaşanacak en ufak kaza büyük bir felakete sebep olacaktır. Ama böyle bir kaza asla gerçekleşmez; tüm işleyiş mükemmel bir düzen ve kusursuz bir sistem içinde devam eder.

Elektronların kütleleri ve hızları birbirlerinden farklı olsaydı çekirdeğin etrafında farklı yörüngelere dizilmeleri doğal karşılanabilirdi. Nitekim Güneş Sistemi’ndeki gezegenlerin dizilişi bu hesaba dayanır. Yani birbirinden kütle ve hız olarak tamamen farklı olan gezegenler, doğal olarak Güneş’in etrafında farklı yörüngelere yerleşmişlerdir. Ama atomdaki elektronların durumu bundan tamamen farklıdır. Kütle ve hız bakımından birbirlerinin aynısı olan elektronların niçin çekirdek etrafında farklı yörüngelere sahip oldukları, bu yörüngeleri nasıl şaşmadan takip ettikleri, çok büyük süratleriyle nasıl çarpışmadıkları soruları bizleri tek bir noktaya götürür. Bu eşsiz düzen ve hassas dengede karşımıza çıkan tek gerçek Allah’ın ihtişamlı yaratışıdır.

Elektronlar, nötron ve protonların neredeyse iki binde biri kadar ufak parçacıklardır. Bir atomda, protonlarla eşit sayıda elektron bulunur ve her elek- tron her bir protonun taşıdığı artı (+) yüke eşit değerde eksi (-) yük taşır. Böylece çekirdekteki toplam artı (+) yük ile elektronların toplam eksi (-) yükü birbirini dengeler ve atom nötr olur.

Elektronlar, taşıdıkları elektrik yükü itibariyle fizik kurallarına uygun hareket ederler. Bu fizik kuralları “aynı elektrik yüklerinin birbirini itmesi ve zıt yüklerin birbirlerini çekmesi”dir.

Normal koşullarda hepsi eksi yüklü olan elektronların bu kurala uyup birbirlerini itmeleri ve çekirdeğin etrafından dağılıp-gitmeleri gerekirdi. Eğer, elektronlar çekirdeğin etrafından dağılsaydı, tüm evren boşlukta dolaşan, proton, nötron ve elektronlardan ibaret olurdu. İkinci olarak; artı yüke sahip olduğu için çekirdeğin, eksi yüklü elektronları kendine çekmesi ve elektronların da çekirdeğe yapışmaları gerekirdi. Böyle bir durumda da çekirdek bütün elektronları çeker ve atom kendi içine çökerdi.

Ancak bu olumsuzlukların hiçbiri olmaz. Elektronların kaçış hızları, bu parçacıkların birbirlerine uyguladıkları itici kuvvet ve çekirdeğin elektronlara uyguladığı çekim kuvveti çok hassas değerler üzerine kurulmuştur. Bu üç zıt etken birbirini mükemmel bir şekilde dengeler. Sonuçta atomdaki bu muazzam sistem dağılıp parçalanmadan sürüp gider. Atoma etki eden bu kuvvetlerden tek bir tanesinin, olması gerekenden biraz daha fazla veya biraz daha az olması atomun hiçbir zaman var olmamasına neden olurdu. Atomun olmadığı ortamda, kainat da hiçbir zaman bu şekilde var olmayacaktır.

Bu etkenlerin yanı sıra, çekirdekteki protonları ve nötronları birbirine bağlayan nükleer kuvvetler olmasaydı, eşit yüke sahip olan protonlar değil kenetlenmek, birbirlerine yaklaşamayacaklardı bile. Aynı şekilde nötronlar da çekirdeğe hiçbir şekilde bağlanamayacaklardı. Bunun sonucunda çekirdek, dolayısıyla atom diye bir şey olmayacaktı.

Çekirdeğin çevresinde saniyede 1.000 km gibi büyük bir hızla hiç durmadan dönen elektronlar, birbirleriyle bir kez bile çarpışmazlar. Birbirlerinden herhangi bir farkları bulunmayan bu elektronların farklı yörüngelerde bulunmaları mucizevi bir durumdur ve bu durumun “bilinçli bir tasarım”ın ürünü olduğu apaçıktır.

Bütün bu ince hesaplar, tek bir atomun bile başıboş olmayıp, Allah’ın kusursuz denetiminde hareket ettiğinin bir göstergesidir. Aksi takdirde içinde yaşadığımız evrenin daha başlamadan sonunun gelmesi kaçınılmaz olurdu. Daha başlangıç anında bu süreç tersine döner, evren oluşamazdı. Ancak herşeyin Yaratıcı’sı, sonsuz güç ve ilim sahibi olan Allah, evrendeki tüm dengeler gibi, atomun içinde de çok hassas dengeler var etmiştir.

Allah kainattaki bu uyumu Kuran’da şöyle bildirir:

“O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum'(mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)’ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk'(tevafüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?” (Mülk Suresi, 3)